“LANGUISHING”

ÇÜRÜYORUZ, YEŞERİYORUZ, DEĞİŞİYORUZ !

2020 Mart ayında bir anda gelen fırtınanın ortasında sıkışıp kaldık. Hiçbir hava raporunun ön görmediği, uzun zamandır bu kadar güçlü ve uzun süren bir fırtına, tüm dünya da görülmemişti. Önce panik, korku, kaygı duyguları yükseldi. Herkes elini ayağını çekti. Bir süre mağaralarda gizlenildi. Her duruma uyum sağlayabilen yapımızla ve baharın gelmesiyle rahatladık; çiçekler gibi açılıp saçıldık. Covit yokmuş gibi yaşamaya başladık.

 

İlk başta verilen kayıplar çok büyüktü. Kimse ne yapacağını bilmiyordu. Zamanla acılar bitmese de onlarla yaşamaya alışmaya çalıştık. Covit çok yanıkınımıza yanaşmadıkça bir masal gibi dinledik anlatılanları.  Ara sıra çıkan gökkuşakları umutlarımız oldu. Doğan yeni bebekler, güzel ve heyecan veren haberler tutunduğumuz dallara dönüştü.  Lakin yatağa yattığımızda 2020 Mart’ından beri henüz rahat bir uyku uyumadık. Yarın ne olacağını bilemediğimizi, nasıl bir güne uyanacağımızı garantileyemediğimiz bir hayatta olduğumuzu idrak ettik.

 

Uzun zamandır gözlemlediğim ve sohbetlerde duyduğum kadarı ile çok büyük bir yorgunluk var herkeste ve dünyanın her bir köşesinde. Çabalamaya, tutunmaya, güvenmeye, çözüm üretmeye çalışmaktan yorulanlarla doldu dünyamız.  

Rutinlerimiz değişti. Normallerimiz değişti. Tüm seçimlerimizin kriterleri değişti. Sarılmak bir lüks, öpüşmek tehlikeli, özlem ise çok doğal ve sıradan bir duygu oldu. Tatil istikametlerimizi, zamanlarımızı, evimize çağıracağımız kişileri şartlara göre inceden hesaplar olduk. Gerekmedikçe evden çıkmamak bir öncelik oldu.  

 

Gittikçe artan ve bir alışkanlığa dönüşen kendimizle kalmak isteme halleri ara sıra iyi hissettirse de içimizdeki gelgitler, keyifsizlik, enerjisizlik, cansızlık ortama hâkim olmaya başladı. Okuduklarıma göre İngiltere’de psikologlar insanların bu hallerine yeni bir tanım bulmuşlar;

 “Languishing” yani Türkçesi “Çürümek” demekmiş. İçimizdeki yaşam enerjisinin sönmesi, azalması gibi bir anlamı var sanırım. www.uplifers.com gibi birçok kaynaktan edindiğim açıklama ise şöyle;

“Languishing, durgun, halsiz veya cansız hissetmeyi tanımlayan bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Covid-19 sebebiyle birçok kişinin ruh halinde gözlemlediği ama bir türlü ismini koyamadığı o tarifi zor duygu, kısaca tatsızlık olarak da nitelendirebileceğimiz languishing ile anlam buluyor.”

Tersi ise “Flourishing” yani çiçek açmak ve yeşermek demekmiş. İngiliz psikologlarının dediğine göre bu durum depresyona benzeyen bir hal olmakla beraber, kişi hayatın doğal akışını devam ettirebiliyor, günlük işlerini, görevlerini yerine getirebiliyor muş.  Ancak kişinin ruh halindeki dalgalanmalar uzun süre devam edebiliyormuş. Özellikle de depresyonla çok karıştırılan semptomlar ve duygulanmalar gösteriyormuş kişiler. Hiçbir psikoloğun ilaçla tedavi önermediği bu yeni ruh hali kişinin gerekirse koç, psikolog gibi uzmanlardan destek alarak rahatlıkla çıkabileceği bir halmiş. Ancak bunun bir süre daha etrafta pek sık rastlayacağımız bir hal olduğunu belirtiyorlar.  Özetle tüm okuduklarımdan bunun korkutucu bir hal olmadığı, panik hissetmemize gerek olmadığı ve kişilerin bu durumdan çıkabilmesinin içsel kaynaklarının zenginliğine ve onları ne kadar farkındalıkla kullanabildiğine göre değiştiğini anlıyorum.

 

Bu bilgileri okuduğumda benim hayatımda ve aynı zamanda etrafımdakilerde gözlemlediğim birçok durum anlam buldu. Kısacası depresyonda sanıyorsanız kendinizi hemen peşin hükümlü olmayın. Eğer gündelik hayatın işlerini devam ettirebiliyor ama yaşam enerjinizi ve canlılığını yitirmiş hissediyorsanız belki de sadece “languishing” halini deneyimliyorsunuzdur.

 

Etiketleri çok severiz ve onlara tutunmayı da çok iyi biliriz.  Bu bilgileri sizinle paylaşmamın sebebi kendinize bu etiketi yapıştırmanız değil. Sadece farkında olmanız ve ihtiyacınızı araştırmak için yanılgılardan uzaklaşıp net bir bakış acısı kazanmanızdır. Depresyonda ya da l”anguishing” halinde olup olmadığınızı ben bilemem. Siz kendi çıkarımlarınızı yapabileceğinize inanıyorum ve tabii ki gerektiğinde bir uzmana danışmanızı öneriyorum.

 

Mevsimsel olarak, global olarak, astrolojik olarak ve diğer okuduğum tüm yaklaşımlara göre geçtiğimiz süreçler aynı şeyi anlatıyor. Uzun zamandır yaşamadığımız kadar sancılı değişim yaşıyoruz. Bu değişimi farkındalıkla ve almamız gereken derslere uyanarak yaşarsak acılarımızı sarmamız ve yola devam etmemiz daha kolay olabilir. Kış ayındayız, yapraklar döküldü, ağaçlar çıplak ve kırılgan gözüküyor olabilirler. Etrafta soğuk ve donuk bir enerji olabilir. Ancak her şeyin geçici olduğunu hatırlatmak isterim. Kışın arkasından pek yakında kapıdan girecek olan ilkbahar var. Çiçeklerin açacağı, kuşların cıvıldayacağı ve hayvanların inlerinden çıkacağı vakit yaklaşıyor. Değişim kaçınılmaz! Biz sadece bu anın farkında varıp, kışın bize sunduğu sakin ve dingin mevsimsel dönemin faydalarını koyalım bocamıza. Her ne ise ihtiyaçlarımız onlarla bağlantıda kalarak yürüyelim önümüze acılan yollarda.  

Sevgi ile

An’da kalarak….

Previous
Previous

SAKIN DURMA, EN VERİMLİ HAYATI YAŞA!

Next
Next

Tesadüf mü; evrenden işaret mi?