SEVGİ ÜZERİNE III
KENDİMİZİ SEVMİYORSAK BAŞKALARINI NASIL SEVEBİLİRİZ Kİ?
“Benim inancım ve deneyimim, kendimizi gerçekten sevmediğimiz her ilişkide karşımızdakine hissettiğimiz sevginin her zaman bedelini öder ve ödettiririz.”
Sevebilmek için önce kendimizi sevmeyi öğrenmeliyiz. Kendimizi sevmeyi öğrenmek en çok zorlandığımız derslerden biridir. Farkındalıkla bol bol pratik gerekir. Kendimizi eleştirmeyi, kendimize kızmayı kolaylıkla beceririz. Peki kendimi sevmek?
KENDİMİ SEVMEYE NEREDEN BAŞKLAMAYILIM?
Kendime şefkat vermek, kendimi olduğum gibi kabul etmekle başlayabilirim.
Kabul deyince, değişmeyelim hep böyle kalalım demiyorum. İnsan kendini kabul etse bile halen hayatındaki birçok özelliğini değiştirmeyi isteyebilir. Sadece bulunduğumuz noktayı severek başlamak, değişimi kolaylaştırır. Sevginin zıttı olan öfke ve yargı ile kendimize yanaşıyorsak, kendimize savaş açmış oluyoruz. Yargılanan kişi değişime kendini kapatır. Kendini koruması gerektiğine inanır. Yargının olduğu yerde sevgi tohumları yeşermez. Direnç ve savunma mekanizmaları meydana çıkar. Ve birden bire meydan savaşı başlar.
Bahsettiğim sevgi koşulsuz kabul değildir. Kendimizin olduğu halini yargısız bir lens ile görmek ve kabul etmektir. İnsan olduğumuzu ve hata yapabildiğimiz fikrine şefkatle bakabilmektir. Kim olursak olalım, hangi hayatı ne şekilde yaşıyor olursak olalım ya da geçmişte ne yaparsak yapmış olalım hepimiz sevilebilir varlıklarız. Evet geçmişte hoşlanmadığımız ve gurur duymadığımız seçimlerimiz olmuş olabilir. Ancak her günün yeni bir gün olduğunu ve her gün yeniden başlama şansımız olduğunu hatırladığımızda yeni bir seçim yapma cesaretini gösterebiliriz.
Sevgi umuttur, sevgi anlayıştır, sevgi kabuldür. Ve bu tutumların hepsini önce kendimize verdiğimizde dışarıya da sunabiliriz. Böylece iyiliği ve sevgiyi seçebiliriz.
Geçmişte yaptıklarımız aslında öğrenmemiz ve gelişmemiz için yaşadığımız deneyimlerdi. Eğer onları telafi etmek istiyorsak hiç beklemeye gerek yok hemen şu an kendinizi ve sonra herkesi koşulsuz (yargılamadan) severek buna başlayabilirsiniz. Sevmek serbest bırakabilmektir! Affedebilmektir. Kimi? Önce kendimizi sonra karşımızdakini. Gerçek sevgi o zaman mümkün olur.
Farklı kostümlerimize rağmen içimizdeki öz aynı. Sadece sevgi ve ışık’ız. Hepimiz bir’iz!
Bunu bilmek ve bunu hatırlamak kendimizi ve birbirimizi koşulsuz sevmemizi kolaylaştırır.
KENDİMİ SEVME PRATİĞİ
“SENİ SEVİYORUM VE SENİ OLDUĞUN GİBİ KABUL EDİYORUM”
Her sabah (veya günün her saatinde) aynanın önünde durun ve gözlerinizin içine bakın. Bu pratik başlarda zor geliyorsa gözleriniz kapalı olarak aynanın önünde durduğunuzu ve kendi gözlerin içine baktığınızı canlandırın. “Seni seviyorum ve seni olduğun gibi kabul ediyorum” diye 3 defa tekrar edin. Ve bu sözleri söylerken gerçekten bunu ima etmeye özen gösterin.
Bu sözleri söylerken ilk başlarda farklı duygular ortaya çıkabilir. İzin verin, gözlemleyin. Anlam arayan ve yorum yapan zihninizi devre dışı bırakın. Zaman içinde kendinize olan yaklaşımınızdaki değişimi not edin.
Pratiği gerçekleştirildikten sonra bu sorulara farkındalık getirin;
Bu sözleri söylemek nasıl hissettirdi?
Rahat, rahatsız, yükselen farklı duygular neydi?
Hissizlikte bir duygu halidir bunu hatırlayın.
Bu sözleri söylerken kolaylıkla kendinizi bu sözlere açıyor musunuz?
Yüzünüzde, gözlerinizde, bedeninizde neler oluyor?
Zihniniz size ne diyor?
“Gözler ruha açılan kapıdır”. Bu sebeple gerçekten gözlerinizin içine bakarak bu pratiği yapmanız çok daha etkili olacaktır. İlişkilerimizde de birbirimizin gözlerinin içine baktığımız anlar ve gözlerimizi kaçırdığımız anlar arasındaki farkı hatırlayın.
Kendi gözlerine bakarak seni seviyorum diyemeyen biri başkasının gözlerine bakarak seni seviyorum diyebilir mi gerçekten?
Kendini sevmeyen biri ötekini sevebilir mi gerçekten?
Sevgi ile kalın…
Kendinizi daha çok sevmeye başlayın…