Bilgi, Tesir ve Birliktelik /
Hayatımda yaşadığım,
hissettiğim acı ve ıstıraplarıma
merhem olabilmek amacıyla düşmüştüm bilginin peşine.
Ancak hayat bana sadece bilgi edinmenin yeterli olmadığını;
ve bu yolu KENDİ KENDİMİZE yürüsek de
gelişimin tek başına olamayacağını,
bilgi alışverişi ve birbirimizden alacağımız
tesirlerle mümkün olabileceğini öğretti.
TEKAMÜL &
ANLAM ARAYIŞI/
Mevlana’nın
“Yaraların, ışığın içeri girdiği yerdir.”
dediği gibi tam;
hepimizin o BİLGİye, o ışığa ulaşma
çabamız öncelikle kendi yaralarımızı sarmak isteğiyle
bireysel olarak başlıyor.
Kendi özümüze doğru derinlemesine yaklaşmakla,
bu dünyadaki kimliğimizi tanımakla,
hayat amacımızı anlamakla başlıyoruz
tekamül yolculuğuna.
Ancak ne salt “bilgi” ile,
ne de “kendi kendimize”
ulaşabiliyoruz o noktaya.
BİLGİDEN
İDRAKA
İnsana bilgi 4 yolla ulaşıyor diyebiliriz belki.
Öncelikle doğuştan, daha sonra ailemizden
aldığımız eğitim ve terbiye, öğretmenlerimizden,
rol model aldığımız geçmişte yaşamış bilge kişilerden
aldığımız eğitim, yani NAKİL ile; GÖZLEM
yoluyla; ve SEZGİLERİMİZ ile.
İDRAKTAN
TEKAMÜLE
Tekamül yolunda;
bilgiyi ancak uygulamaya geçirdiğimizde,
öğrendiklerimizi pratik ettiğimizde, özümsediğimizde,
İDRAK gerçekleşiyor; bilgiler uçmaz hale geliyor, unutulmuyor,
farkındalık ve bilinç düzeyimiz yükseliyor,
şuurumuz artıyor. Ve bu idrak bizi tekamülümüzde
bir sonraki evreye taşıyor.
Benzer yollardan geçmiş bilge kişilerin hayatları, öğretileri
ve bilgelileri size ışık tutabiliyor, rehberlik edebiliyor.
Ben de bu bilgileri bana rehber olan öğretmenlerimden
öğrenmeye devam ediyorum. Ancak bu farkındalıkla;
yani hayatıma uygulamaya ve içselleştirmeye
çalışarak. Her adımımda.
O bilgiyi demleyip sevgiyle bir
fincan çay olarak sunabiliyor muyum?
Yoksa; kütüphanemde mi kalıyor;
aksiyona çeviremiyor muyum?
Yoksa; bu bilgi ile sulayabiliyor muyum
bilgi tohumlarını; aksiyonlarımla
yeşertebiliyor muyum?
BİRBİRİMİZLE
ETKİLENİŞİMLERİMİZİN
ÖNEMİ
Tekamül için bana göre ikinci en önemli
unsur birliktelik…
Ben kendi verdiğim eğitimlerimde veya koçluk seanslarımda
kendimi “eğitmen, öğretmen” olarak görmüyorum.
BİRLİKTE yürüdüğümüz bu yolda
bir aktarımcı, bir paylaşımcı,
alan açıcı, tohum atıcı belki…
Ben kendi deneyimlerimden edindiğim bilgilerle
harmanlanmış çıkarımlarımı o anki coşkuyla
paylaşmaktan keyif alıyorum.
Paylaştıkça etkilenişime girdikçe ben de danışanlarımdan
öğreniyorum, daha iyi anlıyorum. Anladıkça da paylaşıyorum.
Paylaştıkça, gerçekten bir şeyler öğrendim diyenler bir şekilde
değişime açık olanlar, açık bir zihin ve kalple
çaba harcayanlar bu şekilde tesir alıyor sanırım.
OMUZ OMUZA
TEKAMÜL
Bu noktada; Ergün Arıkdal’ın söylediği
gibi iki taraflı bir tesirin olabildiğine inanıyorum.
Hatta üç taraflı, çok taraflı…
Şöyle demiş sevgili Ergün Arıkdal usta:
“Şuurlu olan her varlığın bir amacı ve
amaca yönelik maksatlı faaliyeti var olduğuna göre,
bütün bunlardan tesir meydana gelir.
Canlılar birbirlerine tesir ederler. Tesir denilen olay,
iki şuur arasında karşılıklı bir şeylerin alınıp verilmesidir.
O halde tesir, bilgi taşıyıcı rolü oynar.
Varlıklar, bütünsel bilgiden minik parçaları sürekli bir şekilde
birbirlerine aktarırlar. Bu aktarma işi varlığın şuurunun genişlemesine,
olgunluğuna, kısaca tekâmülün artmasına yardımcı olur.”
İşte ben tam bu alana inanıyorum. Bu birlikte büyüme haline.
Bu öğrenerek ve öğreterek birbirimize olumlu yönde
tesir etme halimize inanıyorum.
Ben sanırım bu omuz omuza
tekamül halimize inanıyorum.
Sevgi ile kalın.